Sözlü Vasiyetname Şartları

Sözlü Vasiyetname Şartları

Miras bırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmî veya el yazılı vasiyetname yapamıyorsa, sözlü vasiyet yoluna başvurabilir. Bu gibi hallerde, miras bırakan tarafından görevlendirilen iki tanıktan biri, kendilerine beyan edilen son arzuları yer, yıl, ay ve günü de belirterek hemen yazar, bu belgeyi imzalar ve diğer tanığa imzalatır. Yazılan belgeyi ikisi birlikte vakit geçirmeksizin sulh veya asliye hakimine verirler ve miras bırakanı vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini, onun son arzularını olağanüstü durum için de kendilerine anlattığını hakime beyan ederler.

Belgeleme

Miras bırakan tarafından görevlendirilen tanıklardan biri, kendilerine beyan edilen son arzuları, yer, yıl, ay ve günü de belirterek hemen yazar, bu belgeyi imzalar ve diğer tanığa imzalatır. Yazılan belgeyi iki tanık birlikte vakit geçirmeksizin bir sulh veya asliye mahkemesine vermelidirler ve miras bırakanı vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini, onun son arzularını olağanüstü durum içinde kendilerine anlattığını hâkime beyan etmelidirler.

Tanıklar, daha önce bir belge düzenlemek yerine, vakit geçirmeksizin mahkemeye başvurup yukarıdaki hususları beyan ederek miras bırakanın son arzularını bir tutanağa geçirtebilirler.

YARGITAY KARARI

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi         2015/17396 E.  ,  2016/730 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACI-
KARŞI DAVALI : … VD. VEK.AV…. VD.
DAVALI-
KARŞI DAVACI : … VEK.AV….

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali-tenfizi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kabulü, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı (karşı davacı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y  K A R A R I
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların murisi … tarafından düzenlenen sözlü vasiyetname yasanın aradığı koşulları taşımadığı için geçersiz olduğunu belirterek sözlü vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. Davalı vekili cevabında, vasiyetnamenin geçerli olduğunu beyan etmiş, karşı davada ise vasiyetnamenin tenfizini talep etmiştir.

Mahkemece; 21.04.2009 tarihli ilk kararında asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 26.01.2010 tarihli ilamı ile davanın süresinde açıldığından, vasiyetnamenin açılıp okunma dosyası bulunmadığından zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğinden bahisle asıl davanın reddine ilişkin kararın bozmayı gerektirdiği, karşı davanın ise vasiyetnamenin usulünce açılıp okunmadan tenfizinin talep edilemeyeceği belirtilerek bozma kararı verilmiştir. Muris …’e ait sözlü vasiyetnamenin tanıklar … ve … tarafından 24.06.2006 tarihinde tutanak ile düzenlendiği, muris ..’in 28.06.2006 tarihinde vefat ettiği ve Sulh Hukuk Mahkemesine ise 14.07.2006 tarihinde başvurulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; 03.04.2014 tarihli kararında, sözlü vasiyetname sırasında murisin komada olduğundan ve geçerli olmadığından asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.

TMK’nın 539.maddesinde düzenlenen “Sözlü vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için aynı kanunun 540/1.maddesine göre, miras bırakan tarafından görevlendirilen tanıklardan biri, kendilerine beyan edilen son arzuları yer, yıl, ay ve günü de belirterek hemen yazar, bu belgeyi imzalar ve diğer tanığa imzalatır. Yazılan belgeyi ikisi birlikte vakit geçirmeksizin sulh veya asliye hakimine verirler ve miras bırakanı vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini, onun son arzularını olağanüstü durum için de kendilerine anlattığını hakime beyan ederler. Bu durumda vasiyetname tanıklarının vasiyetnameyi 24.06.2006 tarihinde düzenleyip, Sulh Hukuk Mahkemesine 14.07.2006 tarihinde başvurduklarına göre, kanunun aradığı “vakit geçirmeksizin” koşulunu yerine getirmedikleri anlaşıldığından, hüküm fıkrasında asıl davanın kabulüne, sözlü vasiyetnamenin iptaline ilişkin hükmün gerekçesinin bu şekilde değiştirilerek onanmasına karar verilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 33.20 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 26.01.2016 günü oybirliğiyle karar verildi.

3. Hukuk Dairesi         2015/6890 E.  ,  2015/10407 K.

“İçtihat Metni”:

ESPİYE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/02/2014
NUMARASI : 2013/118-2014/55

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y  K A R A R I
Davacı, muris F… A…’nun 27/03/2008 tarihinde vefat ettiğini, Espiye Noterliği’nin 25/03/2002 tarih ve … yevmiye numaralı vasiyetnamesinin Espiye Sulh Hukuk Hakimliği’nin 24/02/2009 tarih ve 2008/154 Esas-2009/70 Karar sayılı kararıyla açılarak okunduğunu, vasiyetnamenin açılmasından sonra davalılardan herhangi biri tarafından dava açılmadığını, vasiyetnamenin kesinleştiğini, bu itibarla lehine bulunan muayyen mal vasiyetinden payına düşen miktarı alabilmesi için vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı taraf; murisin Espiye Noterliği’nin 30 Mayıs 2002 tarih … yevmiye nolu ihtarnamesi vasiyetnameden rücu ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; muris F… A.. tarafından davacıya gönderilen Espiye Noterliği’nin 30.05.2002 tarih ve 1205 tarihli ihtarnamesi ile murisin davacı lehine yapmış olduğu sözleşmelerde iradesinin sakatlandığı gerekçesi ile rücu ettiğini beyan ettiği, ihtarnamenin 03.06.2002 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, söz konusu ihtarname ile murisin dava konusu vasiyetnameden rücu ettiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık; ortada infazı mümkün ve geçerli bir vasiyetnamenin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere vasiyet, miras bırakanın mirasçı naspı söz konusu olmaksızın, bir kimseye bir malvarlığı menfaati kazandırdığı ölüme bağlı tasarruftur. Vasiyet bir üçüncü kişiye yapılabileceği gibi, yasal mirasçıya da yapılabilir.(TMK. m.517) Vasiyetin konusu, miras bırakanın üçüncü kişiye veya yasal mirasçıya bir malın verilmesi olabileceği gibi, bir alacak hakkı, borçtan kurtarma veya bir intifa hakkı tanınması şeklinde de olabilir.
Miras bırakan, ölümüne kadar her zaman vasiyetnameden dönebilir. Vasiyetnamenin yazılı, resmi ve sözlü vasiyetname
gibi türleri bulunmaktadır. Somut olayda, bir resmi vasiyetname söz konusudur.
Bazı durumların gerçekleşmesi vasiyetnamenin yürürlüğe girmesine mani olur. Vasiyetnameden sonra gerçekleşen bir ölüme bağlı tasarrufla (TMK.m. 542), vasiyetnamenin miras bırakan tarafından yırtılarak, yakılarak, okunmayacak şekilde karalanarak, imzası silinerek veya başka bir şekilde yok edilmesi ile (TMK. m. 543/1) miras bırakanın önceki vasiyetnameden rücu ettiğini bildirmeden, yasada öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yapmasıyla (TMK. m. 544), miras bırakanın vasiyetname ile bağdaşmayacak sağlar arası tasarrufta bulunmasıyla (TMK.m. 544/2), kaza sonucu veya üçüncü bir kişinin kusuru ile vasiyetnamenin yok olması ile (TMK. m. 543/2) veya sözlü vasiyetnamenin
yapılmasından sonra diğer şekillerde vasiyetname yapma olanağının doğması ve bunun üzerinden bir aylık sürenin geçmesi ile bu vasiyetnamenin uygulama imkânı ortadan kalkar.
Somut olayda, miras bırakan tarafından düzenlenen 25/03/2002 tarihli vasiyetname, 4721 sayılı Medeni Kanun’un 532 ve devam maddelerine göre yapılmış resmi bir vasiyetnamedir. Miras bırakan önceki vasiyetnameden rücu ettiğini bildirmeden, yasada öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yapmasıyla vasiyetnameden dönebilir. Murisin davacıya gönderdiği Espiye Noterliği’nin 30 Mayıs 2002 tarih 1205 yevmiye nolu ihtarnamesi vasiyetname olarak değerlendirilemeyeceğinden, Espiye Noterliği’nin 25/03/2002 tarih ve 689 yevmiye numaralı vasiyetnamesinden dönüldüğünden bahsedilemez.
Hal böyle olunca, vasiyetnamenin geçerli olduğu dikkate alınarak yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sonraki Katkı Payı Alacağı Hakkında Yargıtay Kararları

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Call Center Hizmeti Veren Bürolarda Performans Arttırmanın 25 Yolu

1.  Gün içerisinde yaşanan olumsuzluklar yerine olumlu olaylara odaklanın. 2.    Çalışanlarınıza koçluk yapmak için daha fazla vakit ayırın. 3.    Arama yapan çalışanları cesaretlendirin. En ufak ilerlemelerini bile tebrik edin. 4.    Eğitim ihtiyaçlarının neler

İş Hukuku Davalarında Arabuluculuk Şartı

Arabuluculuk Şartı Bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık ücretli izin alacağı vb.) ile

Müzekkere Yazılması

Yargı sürecinde hâkimin bir karar alması amacıyla ilgili makama yazdığı yazıya müzekkere denir. Hakimler, davanın hükmü için ihtiyaç duyulan bilgileri çok çeşitli kurumlardan yazışma yoluyla elde ederler. Müzekkere yazısına yanıt

Yorum Yap

Henüz yorum yok!

Bu yazıya yorum yazan ilk kişi olabilirsin! - Yorum yap!

Yorum Yap